magic is the new real.

**ilhan irem melodisi eşliğinde**

Uyuyamıyorum, uyuyamıyorum, uyuyamıyorum.
Bir uyursam rüyalarım beni boğacak
Biliyorum duyuyorum (davulu) görüyorum (ışıkları)
Uyuyamıyorum.

şöyle bir şey

ahtapotunbahcesi:

Benim yine başı gelip sonu gelmeyen öykü projelerimden biri, Café Simbad. Coffee and Cigarettes’ten esinlenerek yıllardır yazdığım kafelerde geçen öykümsü diyalogları bir araya getirmek amacım. Bu sefer sonu gelmese de, epey bir devamı geleceğine inanıyorum, takip ederseniz, hatta daha iyisi yorumlarınızla beni yeni öyküler için teşvik ederseniz, beni mutlu edersiniz.

Burası: http://cafesimbad.tumblr.com/

I came to this city to escape. This city is full of towers to climb and climb, and to climb faster and faster, marveling at the design and dreaming at the view from the top. At the top there is a keen wind and everything is so far away it’s impossible to say what is what. There is no one to discuss it with. Cats can count on the fire brigade and Rapunzel was lucky with her hair. Wouldn’t it be nice to sit on the ground again? I came to this city to escape.

Oranges Are Not the Only Fruit

Reading things, feeling things

(via matekiller)

(fuckyeahreading gönderdi)

Filiz Ali’nin gözünden Maria Puder

Filiz Ali’nin gözünden Maria Puder

The weird thing about houses is that they almost always look like nothing is happening inside of them, even though they contain most of our lives. I wondered if that was sort of the point of architecture.
— John Green, The Fault in Our Stars
The mind is beautiful because of the paradox. It uses itself to understand itself.
— Adam Elenbass (via iamcharliesangel)

(rhetoriques gönderdi)

Yüzyıllık Yalnızlık

ahtapotunbahcesi:

"Macondo halkı belleklerine yeniden kavuştukları için bayram ederken, José Arcadio Buendia ile Melquiades de küllenmiş dostluklarını tazelediler. Çingene kasabada kalmaya niyetliydi. Gerçekten öbür dünyaya gitmiş, ama yalnızlığa dayanamadığından geri dönmüştü."

Gabriel Garcia Marquez

Slide

Slide- Dido, Smallvile Season 1 Soundtrack

Sabahın köründe radyoda john lennon’ın imagine şarkısını duyup sokakta hıçkıra hıçkıra ağlamak neye alamettir?

Öğrenciyken, yani 4 yıl önceye kadar, katılabildiğim tüm eylemlere, 1 Mayıslara, öğrenci sendikası etkinliklerine katılırdım. Jandarma ODTÜ’den çıktığında jandarma binasında gece gündüz nöbet tutup orayı öğrenciler için bir kültür merkezi haline getiren, orada Tekel işçilerini ağırlayan, onlarla yiyip içen grubun içinde olduğum için ise gurur duydum her zaman. Fakat gezi protestolarına sağlık nedenlerinden dolayı sokaklarda katılamadım. Ama gündemi dakika dakika takip ettim. Her gün biber gazı yiyerek gelen ev arkadaşım ise beni gitmedim diye suçladı, hatta aramız açıldı. Bu kız ki başbakan ve meclisteki siyasi parti başkanlarından başka siyaset hakkında hiçbir bilgisi olmayan biridir, kınamak için söylemiyorum, yalnızca Gezi’ye kadar apolitik bir insan olduğunu belirtmek için söylüyorum.

Geçen hafta -ODTÜ yolu açıldığında- bir de ses kayıtları gelince üstüne- yine Ankara’da ve ODTÜ’de olaylar vardı, arkadaşım gece geç geldi. Ben de, acaba okula mı gitti, protestoya mı katıldı başına bir şey mi geldi, diye düşünüyorum.  Aa, protesto mu varmış? dedi geçti. Ses kaydı muhabbetini benden öğrendi. Birkaç gün önce öğrendim ki Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini bırakın, Ukrayna’daki olaylardan bile haberi yokmuş. Gündemi takip edemiyorum bu aralar, dedi. Aklıma Uğur Dündar’ın Haziran’ın ilk haftasında Taksim’de yaptığı röportaj geldi. Her kesimden, her yaştan insana, “Neden buradasınız?” diye soruyordu. Çoğunun cevabı, ya “Ülkem için” “Bayrağımız için” gibi kısa bir cevap oluyordu, kimse uzun uzun neden orada olduğunu anlatamıyordu. Talebiniz nedir diye sorulduğunda ise cevap “Tayyip istifa” oluyordu. Peki sonra? Bunlar yalnızca olayın bir parçası tabii ki, Gezi’de kazanılan onca güzelliği es geçemeyiz, kaybettiğimiz canları da.

Biz hep apolitik insanları sokağa çıkarmayı bir kazanç olarak gördük, yalnız bu insanlar Gezi’den sonra ne yaptı? Umarım büyük kısmı benim arkadaşım gibi ” Gündemi bu aralar takip edemiyorum pek” durumuna girmemiştir, öyle ise ülkemiz o günlerden pek bir şey öğrenemedi demektir.

Çoğu anaakım gazete ve haber sitelerinin başlıca kaynağı twitter ya da başka internet/haber siteleri. Kopyala-yapıştır, printscreen yap gitsin. Bir tane haber sitesi de yok bunu ilk kaynaktan duyduk, röportaj yaptık ya da şu şu yazar özel haber olarak hazırladı diye. Hele şu haberlere ölüyorum “bilmemkim milletvekilinden şok açıklama!”. açıyorsun adamın tweetlerini okuyorsun. Resmen artık gazetelerin işlevi kalmadı.

Diet Of Water And Love (Zee's Remix)

Pazar günü dedin mi iyilik olur, güzellik olur, temizlik olur.

Diet of Water & Love da iyi gider.

1Q84’ü diğer Murakami kitapları kadar sevmemiş olabilirim, bitirmem iki yıl almış olabilir, ama bu kitabı büyük yapan şey küçük hikâyelerdi. Çehov ve silah görünürse mutlaka ateşlenmelidir kuralı, örneğin. Çehov’a göre bu, kurgunun altın kuralıydı, hikayenin oturması için. Kitabı okuduğum iki yıl boyunca, öğrencilerime yazı yazmayı öğretirken hep bunu aşıladım, silahı gösteriyorsan ateşle. Ama kitabın sonunda, silah ateşlenmedi. Çehov’un modası çoktan geçmişti anlaşılan. Ama yazarlar her ne kadar yeniyi denemek istese , biz ne kadar iyi okuyucu olduğumuzu iddia etsek de, hala Çehov kafasında, o silahın ateşlendiğini, çabaların boşa olmadığını, kurgunun hayatımıza daha az benziyor olmasını umuyoruz.

Diamonds and Rust

Son zamanlarımın loop şarkısı da bu oldu. Joan Baez nasıl inanılmaz bir sessin, nasıl gözlerini yaşartıyorsun insanın.

Hükümetle olan ilişkimiz, biraz Kafka’nın Dava romanına benzemiyor mu? Neden cezalandırılırdığımızı bilmiyoruz, söz hakkımız yok, ve onların aleyhine konuşursak cezamızın daha kötü olacağını biliyoruz. Sabahları içten içe bir umut beslesek de, akşam yattığımızda yine anlıyoruz ki kazanmanın yolu yok, inanmasak da sonun aslında mutlu olmadığını kitabın başından beri her birimiz biliyoruz.