Text

Yüzyıllık Yalnızlık

ahtapotunbahcesi:

"Macondo halkı belleklerine yeniden kavuştukları için bayram ederken, José Arcadio Buendia ile Melquiades de küllenmiş dostluklarını tazelediler. Çingene kasabada kalmaya niyetliydi. Gerçekten öbür dünyaya gitmiş, ama yalnızlığa dayanamadığından geri dönmüştü."

Gabriel Garcia Marquez

Audio

Slide- Dido, Smallvile Season 1 Soundtrack

Text

Sabahın köründe radyoda john lennon’ın imagine şarkısını duyup sokakta hıçkıra hıçkıra ağlamak neye alamettir?

Text

Öğrenciyken, yani 4 yıl önceye kadar, katılabildiğim tüm eylemlere, 1 Mayıslara, öğrenci sendikası etkinliklerine katılırdım. Jandarma ODTÜ’den çıktığında jandarma binasında gece gündüz nöbet tutup orayı öğrenciler için bir kültür merkezi haline getiren, orada Tekel işçilerini ağırlayan, onlarla yiyip içen grubun içinde olduğum için ise gurur duydum her zaman. Fakat gezi protestolarına sağlık nedenlerinden dolayı sokaklarda katılamadım. Ama gündemi dakika dakika takip ettim. Her gün biber gazı yiyerek gelen ev arkadaşım ise beni gitmedim diye suçladı, hatta aramız açıldı. Bu kız ki başbakan ve meclisteki siyasi parti başkanlarından başka siyaset hakkında hiçbir bilgisi olmayan biridir, kınamak için söylemiyorum, yalnızca Gezi’ye kadar apolitik bir insan olduğunu belirtmek için söylüyorum.

Geçen hafta -ODTÜ yolu açıldığında- bir de ses kayıtları gelince üstüne- yine Ankara’da ve ODTÜ’de olaylar vardı, arkadaşım gece geç geldi. Ben de, acaba okula mı gitti, protestoya mı katıldı başına bir şey mi geldi, diye düşünüyorum.  Aa, protesto mu varmış? dedi geçti. Ses kaydı muhabbetini benden öğrendi. Birkaç gün önce öğrendim ki Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini bırakın, Ukrayna’daki olaylardan bile haberi yokmuş. Gündemi takip edemiyorum bu aralar, dedi. Aklıma Uğur Dündar’ın Haziran’ın ilk haftasında Taksim’de yaptığı röportaj geldi. Her kesimden, her yaştan insana, “Neden buradasınız?” diye soruyordu. Çoğunun cevabı, ya “Ülkem için” “Bayrağımız için” gibi kısa bir cevap oluyordu, kimse uzun uzun neden orada olduğunu anlatamıyordu. Talebiniz nedir diye sorulduğunda ise cevap “Tayyip istifa” oluyordu. Peki sonra? Bunlar yalnızca olayın bir parçası tabii ki, Gezi’de kazanılan onca güzelliği es geçemeyiz, kaybettiğimiz canları da.

Biz hep apolitik insanları sokağa çıkarmayı bir kazanç olarak gördük, yalnız bu insanlar Gezi’den sonra ne yaptı? Umarım büyük kısmı benim arkadaşım gibi ” Gündemi bu aralar takip edemiyorum pek” durumuna girmemiştir, öyle ise ülkemiz o günlerden pek bir şey öğrenemedi demektir.

Tags: gezi yazı
Text

Çoğu anaakım gazete ve haber sitelerinin başlıca kaynağı twitter ya da başka internet/haber siteleri. Kopyala-yapıştır, printscreen yap gitsin. Bir tane haber sitesi de yok bunu ilk kaynaktan duyduk, röportaj yaptık ya da şu şu yazar özel haber olarak hazırladı diye. Hele şu haberlere ölüyorum “bilmemkim milletvekilinden şok açıklama!”. açıyorsun adamın tweetlerini okuyorsun. Resmen artık gazetelerin işlevi kalmadı.

Audio

Pazar günü dedin mi iyilik olur, güzellik olur, temizlik olur.

Diet of Water & Love da iyi gider.

Text

1Q84’ü diğer Murakami kitapları kadar sevmemiş olabilirim, bitirmem iki yıl almış olabilir, ama bu kitabı büyük yapan şey küçük hikâyelerdi. Çehov ve silah görünürse mutlaka ateşlenmelidir kuralı, örneğin. Çehov’a göre bu, kurgunun altın kuralıydı, hikayenin oturması için. Kitabı okuduğum iki yıl boyunca, öğrencilerime yazı yazmayı öğretirken hep bunu aşıladım, silahı gösteriyorsan ateşle. Ama kitabın sonunda, silah ateşlenmedi. Çehov’un modası çoktan geçmişti anlaşılan. Ama yazarlar her ne kadar yeniyi denemek istese , biz ne kadar iyi okuyucu olduğumuzu iddia etsek de, hala Çehov kafasında, o silahın ateşlendiğini, çabaların boşa olmadığını, kurgunun hayatımıza daha az benziyor olmasını umuyoruz.

Audio

Son zamanlarımın loop şarkısı da bu oldu. Joan Baez nasıl inanılmaz bir sessin, nasıl gözlerini yaşartıyorsun insanın.

Text

Hükümetle olan ilişkimiz, biraz Kafka’nın Dava romanına benzemiyor mu? Neden cezalandırılırdığımızı bilmiyoruz, söz hakkımız yok, ve onların aleyhine konuşursak cezamızın daha kötü olacağını biliyoruz. Sabahları içten içe bir umut beslesek de, akşam yattığımızda yine anlıyoruz ki kazanmanın yolu yok, inanmasak da sonun aslında mutlu olmadığını kitabın başından beri her birimiz biliyoruz.

Text

Bir süredir bu kanepede oturduğumu fark ettim. Hiçbir şey yapmadan. Düşünmüyordum bile. İşten gelmiştim, ayakkabılarımı fırlatmış, çantamı yere atmış ve kanepenin kenarına oturmuştum. Yarım saat mi, kırk dakika mı geçmiş, bilmiyorum. Bilincim tamamen kapalı, orada oturuyordum. Evimde her şey öyle mükemmeldi ki. Eşyalardan bahsetmiyorum. Bazıları bedavaya alınmış, ikinci el eşyalardı çoğu. Mutfağa girsem, iki gündür yıkanmamış bulaşıklar karşılayacaktı beni. Yerler tozluydu, odamdaki koltukta dolabımdan daha çok kıyafet vardı. Ama burası benim evimdi. Uzun süredir ilk kez bir ev için, diyebiliyordum ki burası benim. Asla başka bir yerde yarım saat gözlerim açık kendimden geçtiğimi hayal edemiyordum. Boşluk burasıydı, yalnızlık burası, sevgi de burasıydı. Bu ev varken bir şekilde yalnız hissetmiyordum, ya da yalnızlığın vücut bulmuş haliydi. 2 odalı, küçük bir sığınak.

Tags: yazi
Audio

and this day shall be known as the day I started to like Faithless.

Audio

Ne güzel filmdin “High Fidelity”. “İlk beş”e girebilirsin.

Quote
"Öyle ya, dedi Bay Stendhal, Bay Poe’yu tanımanı beklememeliydim. Çok önceleri, Lincoln’den önce öldü.

O, Lovecraft, Hawthrone ve Ambrose Bierce ve bütün dehşet hikayeleri, geleceğin hikayeleri yandı, kül oldu. Kalpsizce yakıldı. Sonra da bir yasa çıkarıldı. 1950 ve 60’larda kum taneleri kadar çok olan kitaplar birer birer yok edildiler. Önce çizgi kitapları kontrol etmeye başladılar. Ardından detektif kitaplarını ve tabi filmleri kontrol altında aldılar. Politik eğilimlere, dinsel önyargılara ve basına karıştılar. Her zaman bir şeylerden korkan bir azınlık vardır. Büyük çoğunluk ise bu nedenle karanlıktan, gelecekten, geçmişten, içinde bulunduğu zamandan, kendinden ve kendi gölgesinden korkar hale gelir."

— Ray Bradbury, Gümüş Çekirgeler (1950). Nisan 2005, Usher II bölümünden.

Audio

She doesn’t live here anymore.

Photo
 
magic is the new real.
Text

Yüzyıllık Yalnızlık

ahtapotunbahcesi:

"Macondo halkı belleklerine yeniden kavuştukları için bayram ederken, José Arcadio Buendia ile Melquiades de küllenmiş dostluklarını tazelediler. Çingene kasabada kalmaya niyetliydi. Gerçekten öbür dünyaya gitmiş, ama yalnızlığa dayanamadığından geri dönmüştü."

Gabriel Garcia Marquez

Audio

Slide- Dido, Smallvile Season 1 Soundtrack

Text

Sabahın köründe radyoda john lennon’ın imagine şarkısını duyup sokakta hıçkıra hıçkıra ağlamak neye alamettir?

Text

Öğrenciyken, yani 4 yıl önceye kadar, katılabildiğim tüm eylemlere, 1 Mayıslara, öğrenci sendikası etkinliklerine katılırdım. Jandarma ODTÜ’den çıktığında jandarma binasında gece gündüz nöbet tutup orayı öğrenciler için bir kültür merkezi haline getiren, orada Tekel işçilerini ağırlayan, onlarla yiyip içen grubun içinde olduğum için ise gurur duydum her zaman. Fakat gezi protestolarına sağlık nedenlerinden dolayı sokaklarda katılamadım. Ama gündemi dakika dakika takip ettim. Her gün biber gazı yiyerek gelen ev arkadaşım ise beni gitmedim diye suçladı, hatta aramız açıldı. Bu kız ki başbakan ve meclisteki siyasi parti başkanlarından başka siyaset hakkında hiçbir bilgisi olmayan biridir, kınamak için söylemiyorum, yalnızca Gezi’ye kadar apolitik bir insan olduğunu belirtmek için söylüyorum.

Geçen hafta -ODTÜ yolu açıldığında- bir de ses kayıtları gelince üstüne- yine Ankara’da ve ODTÜ’de olaylar vardı, arkadaşım gece geç geldi. Ben de, acaba okula mı gitti, protestoya mı katıldı başına bir şey mi geldi, diye düşünüyorum.  Aa, protesto mu varmış? dedi geçti. Ses kaydı muhabbetini benden öğrendi. Birkaç gün önce öğrendim ki Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini bırakın, Ukrayna’daki olaylardan bile haberi yokmuş. Gündemi takip edemiyorum bu aralar, dedi. Aklıma Uğur Dündar’ın Haziran’ın ilk haftasında Taksim’de yaptığı röportaj geldi. Her kesimden, her yaştan insana, “Neden buradasınız?” diye soruyordu. Çoğunun cevabı, ya “Ülkem için” “Bayrağımız için” gibi kısa bir cevap oluyordu, kimse uzun uzun neden orada olduğunu anlatamıyordu. Talebiniz nedir diye sorulduğunda ise cevap “Tayyip istifa” oluyordu. Peki sonra? Bunlar yalnızca olayın bir parçası tabii ki, Gezi’de kazanılan onca güzelliği es geçemeyiz, kaybettiğimiz canları da.

Biz hep apolitik insanları sokağa çıkarmayı bir kazanç olarak gördük, yalnız bu insanlar Gezi’den sonra ne yaptı? Umarım büyük kısmı benim arkadaşım gibi ” Gündemi bu aralar takip edemiyorum pek” durumuna girmemiştir, öyle ise ülkemiz o günlerden pek bir şey öğrenemedi demektir.

Tags: gezi yazı
Text

Çoğu anaakım gazete ve haber sitelerinin başlıca kaynağı twitter ya da başka internet/haber siteleri. Kopyala-yapıştır, printscreen yap gitsin. Bir tane haber sitesi de yok bunu ilk kaynaktan duyduk, röportaj yaptık ya da şu şu yazar özel haber olarak hazırladı diye. Hele şu haberlere ölüyorum “bilmemkim milletvekilinden şok açıklama!”. açıyorsun adamın tweetlerini okuyorsun. Resmen artık gazetelerin işlevi kalmadı.

Audio

Pazar günü dedin mi iyilik olur, güzellik olur, temizlik olur.

Diet of Water & Love da iyi gider.

Text

1Q84’ü diğer Murakami kitapları kadar sevmemiş olabilirim, bitirmem iki yıl almış olabilir, ama bu kitabı büyük yapan şey küçük hikâyelerdi. Çehov ve silah görünürse mutlaka ateşlenmelidir kuralı, örneğin. Çehov’a göre bu, kurgunun altın kuralıydı, hikayenin oturması için. Kitabı okuduğum iki yıl boyunca, öğrencilerime yazı yazmayı öğretirken hep bunu aşıladım, silahı gösteriyorsan ateşle. Ama kitabın sonunda, silah ateşlenmedi. Çehov’un modası çoktan geçmişti anlaşılan. Ama yazarlar her ne kadar yeniyi denemek istese , biz ne kadar iyi okuyucu olduğumuzu iddia etsek de, hala Çehov kafasında, o silahın ateşlendiğini, çabaların boşa olmadığını, kurgunun hayatımıza daha az benziyor olmasını umuyoruz.

Audio

Son zamanlarımın loop şarkısı da bu oldu. Joan Baez nasıl inanılmaz bir sessin, nasıl gözlerini yaşartıyorsun insanın.

Text

Hükümetle olan ilişkimiz, biraz Kafka’nın Dava romanına benzemiyor mu? Neden cezalandırılırdığımızı bilmiyoruz, söz hakkımız yok, ve onların aleyhine konuşursak cezamızın daha kötü olacağını biliyoruz. Sabahları içten içe bir umut beslesek de, akşam yattığımızda yine anlıyoruz ki kazanmanın yolu yok, inanmasak da sonun aslında mutlu olmadığını kitabın başından beri her birimiz biliyoruz.

Text

Bir süredir bu kanepede oturduğumu fark ettim. Hiçbir şey yapmadan. Düşünmüyordum bile. İşten gelmiştim, ayakkabılarımı fırlatmış, çantamı yere atmış ve kanepenin kenarına oturmuştum. Yarım saat mi, kırk dakika mı geçmiş, bilmiyorum. Bilincim tamamen kapalı, orada oturuyordum. Evimde her şey öyle mükemmeldi ki. Eşyalardan bahsetmiyorum. Bazıları bedavaya alınmış, ikinci el eşyalardı çoğu. Mutfağa girsem, iki gündür yıkanmamış bulaşıklar karşılayacaktı beni. Yerler tozluydu, odamdaki koltukta dolabımdan daha çok kıyafet vardı. Ama burası benim evimdi. Uzun süredir ilk kez bir ev için, diyebiliyordum ki burası benim. Asla başka bir yerde yarım saat gözlerim açık kendimden geçtiğimi hayal edemiyordum. Boşluk burasıydı, yalnızlık burası, sevgi de burasıydı. Bu ev varken bir şekilde yalnız hissetmiyordum, ya da yalnızlığın vücut bulmuş haliydi. 2 odalı, küçük bir sığınak.

Tags: yazi
Audio

and this day shall be known as the day I started to like Faithless.

Audio

Ne güzel filmdin “High Fidelity”. “İlk beş”e girebilirsin.

Quote
"Öyle ya, dedi Bay Stendhal, Bay Poe’yu tanımanı beklememeliydim. Çok önceleri, Lincoln’den önce öldü.

O, Lovecraft, Hawthrone ve Ambrose Bierce ve bütün dehşet hikayeleri, geleceğin hikayeleri yandı, kül oldu. Kalpsizce yakıldı. Sonra da bir yasa çıkarıldı. 1950 ve 60’larda kum taneleri kadar çok olan kitaplar birer birer yok edildiler. Önce çizgi kitapları kontrol etmeye başladılar. Ardından detektif kitaplarını ve tabi filmleri kontrol altında aldılar. Politik eğilimlere, dinsel önyargılara ve basına karıştılar. Her zaman bir şeylerden korkan bir azınlık vardır. Büyük çoğunluk ise bu nedenle karanlıktan, gelecekten, geçmişten, içinde bulunduğu zamandan, kendinden ve kendi gölgesinden korkar hale gelir."

— Ray Bradbury, Gümüş Çekirgeler (1950). Nisan 2005, Usher II bölümünden.

Audio

She doesn’t live here anymore.

Photo